Böbrekler, kandaki atık maddelerin süzülmesinden sıvı ve elektrolit dengesinin korunmasına kadar pek çok görevi üstlenir. Kan yapımını uyaran hormonun salgılanması ve kemik sağlığı için gerekli D vitamininin etkin biçime dönüştürülmesi de böbreklerin görevleri arasındadır. Bu işlevlerin ileri düzeyde azaldığı kronik böbrek yetmezliğinde, vücutta biriken atık maddelerin ve fazla sıvının uzaklaştırılması için yerine koyma tedavilerine ihtiyaç duyulur.
Diyaliz, bu yerine koyma tedavilerinin genel adıdır. Tek bir uygulama biçimi bulunmaz; farklı teknikler, farklı hasta gruplarında farklı avantajlar sunabilir. Hangi yöntemin uygun olacağı hastanın damar yapısı, eşlik eden hastalıkları, yaşam düzeni ve günlük bakım kapasitesi göz önünde bulundurularak belirlenir.
Diyaliz Kararı Hangi Aşamada Verilir?
Diyaliz kararı yalnızca laboratuvar değerlerine bakılarak verilmez. Böbrek işlevlerini gösteren tetkiklerin yanı sıra hastanın klinik durumu, ödem, nefes darlığı, bulantı, iştahsızlık gibi belirtileri ve elektrolit dengesindeki bozulmalar birlikte değerlendirilir. İlaç tedavisiyle düzeltilemeyen kan asitliği artışı ve dirençli potasyum yüksekliği de karar sürecinde belirleyici olabilir.
Kronik böbrek hastalığı takibinde olan kişilerde bu süreç genellikle planlı biçimde ilerler. Hastanın önceden bilgilendirilmesi, damar yolu hazırlığının zamanında yapılabilmesi ve yöntem seçiminde hastanın tercihlerinin de dikkate alınabilmesi açısından önemlidir. Böbrek nakli için uygunluğun değerlendirilmesi de bu dönemde gündeme gelir.
Kanın Makine Yardımıyla Temizlenmesi Nasıl Gerçekleşir?
Diyaliz yöntemleri arasında en yaygın bilineni, kanın vücut dışına alınarak özel bir filtreden geçirilmesi ve arındırıldıktan sonra vücuda geri verilmesi esasına dayanan uygulamadır. İşlem sırasında atık maddeler ve fazla sıvı uzaklaştırılır. Filtre içindeki yarı geçirgen zar, atık moleküllerin geçmesine izin verirken kan hücrelerini ve proteinleri tutar.
Merkezde belirli aralıklarla uygulanan Hemodiyaliz Tedavisi, uygun bir damar yolu bulunmasını gerektirir. Seans süresi ve haftalık sıklık, hastanın kilosu, kalan böbrek işlevi ve laboratuvar değerlerine göre hekim tarafından düzenlenir. Seanslar arasında alınan sıvı miktarının fazla olması, işlem sırasında tansiyon düşmesi ve kramp gibi şikayetlere yol açabilir.
Süzme İşleminin Farklı Bir Tekniği Var Mıdır?
Standart uygulamada atık maddelerin uzaklaştırılması ağırlıklı olarak yoğunluk farkına dayanır. Bazı hastalarda ise daha büyük moleküllü atıkların temizlenmesini artırmayı amaçlayan farklı bir teknik gündeme gelebilir.
Bu amaçla seçilmiş hastalarda tercih edilebilen Hemodiyafiltrasyon, süzme ve yer değiştirme sıvısı kullanımını birlikte içeren bir yöntemdir. Yöntemin uygulanabilmesi için yeterli kan akımı sağlayan bir damar yolu ve uygun cihaz donanımı gerekir. Uygulamanın kime uygun olduğu, hastanın damar yolu akımı ve genel klinik durumu değerlendirilerek belirlenir.
Karın Zarı Kullanılarak Diyaliz Nasıl Yapılır?
Bir diğer yaklaşım, kanın vücut dışına alınmasına gerek kalmadan karın içindeki zarın doğal bir filtre gibi kullanılmasıdır. Karın boşluğuna verilen özel sıvı, belirli bir süre bekletildikten sonra atık maddelerle birlikte boşaltılır. Bu değişimler gün içinde elle ya da gece boyunca bir cihaz yardımıyla yapılabilir.
Bu yöntemin uygulanabilmesi için karın boşluğuna kalıcı bir erişim yolu gerekir. Uygun görülen hastalarda gerçekleştirilen Periton Diyaliz Kateteri Takılması, küçük bir cerrahi girişimle yapılır ve iyileşme süresinin ardından tedaviye başlanır. Uygulama evde sürdürüldüğü için hastaya ve yakınına steril çalışma kuralları konusunda eğitim verilir. Karın bölgesinde geçirilmiş geniş ameliyat öyküsü olan kişilerde bu yöntem her zaman uygun olmayabilir.
Yöntem Seçiminde Hangi Etkenler Belirleyicidir?
Yöntem seçimi kişiye özeldir. Kalp yetmezliği, damar yapısının durumu, yaş, görme ve el becerisi, evde bakım desteğinin varlığı ile hastanın çalışma ve seyahat düzeni bu kararı etkileyen başlıca etkenlerdir. Yaşayan böbrek işlevinin bir bölümünün korunması da yöntem tercihinde göz önünde bulundurulur.
Bazı hastalarda zaman içinde yöntem değişikliği gerekebilir. Bu durum bir başarısızlık göstergesi değildir; hastalığın seyri ve damar yolu durumundaki değişikliklere göre yapılan doğal bir uyarlamadır.
Diyaliz Sürecinde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Diyaliz uygulanan kişilerde sıvı alımının hekimce belirlenen sınırlar içinde tutulması, tuz ve potasyum içeriği yüksek besinlerin kontrollü tüketilmesi ve ilaçların düzenli kullanılması sürecin önemli parçalarıdır. Fosfor bağlayıcı ilaçların öğünlerle birlikte alınması, kemik ve damar sağlığının korunması açısından ayrıca önem taşır. Seansların aksatılmaması ise tedavinin etkinliği açısından belirleyicidir.
Ayrıca damar yolunun veya kateterin bakımı ihmal edilmemelidir. Fistül bulunan kolda tansiyon ölçümü yapılmaması, kan alınmaması ve ağırlık taşınmaması önerilir. Giriş bölgesinde kızarıklık, ısı artışı, akıntı ya da ağrı gibi bulgular fark edildiğinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir.
Hangi Durumlarda Hemen Başvurulmalıdır?
Seanslar arasında hızlı kilo artışı, gece yatarken artan nefes darlığı, bacaklarda belirgin şişlik, göğüs ağrısı ya da kalpte düzensiz atım hissi gecikmeden değerlendirilmelidir. Kas güçsüzlüğü ve çarpıntıyla giden tablolar potasyum dengesizliğini akla getirir.
Periton diyalizi uygulayan kişilerde boşaltılan sıvının bulanıklaşması, karın ağrısı ve ateş bulguları vakit kaybetmeden bildirilmelidir. Erken başvuru, tedaviye ara verilmesini gerektirebilecek durumların önlenmesine yardımcı olur.
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, muayene ve tedavinin yerine geçmez. Şikayetleriniz için lütfen ilgili uzman hekime başvurunuz.